Nergis Ertürk: “Valâ Nureddin’in metinleri Türk ve Sovyet edebiyatlarının müşterek alanlarını anlamamız için kritiktir”

Samsun Üniversitesi (SAMÜ) Düşünce ve Sanat Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜSAM), Öteki Buluşmalar 2021 dizisi kapsamında Kaan Kurt’un moderatörlüğünde akademisyen Nergis Ertürk’ü ağırladı. Online bir platform üzerinden gerçekleştirilen programda “Anadolu ve Rus İhtilâli Gölgesinde Vâlâ Nureddin” başlığı altında yaptığı konuşmayla Ertürk, konuyla ilgili değerlendirmelerini izleyenlerin dikkatine sundu.

“Türkiye, Sovyetler Birliği edebiyatını anlamak için önemli bir mekândır”

Bugün yapacağı sunumun ilerleyen zamanlardaki bir kitap projesinin parçası olduğunu belirterek sözlerine başlayan Nergis Ertürk, bu projenin 1920’li ve 1930’lu yıllarda Sovyetler Birliği ile etkileşim hâlinde olan TKP’li yazarların eserleri üzerine olduğunu aktardı. Her ne kadar ilk akla gelen isim Nâzım Hikmet olsa da onun dışında da Sovyetler Birliği ile etkileşim hâlinde olan komünist edebiyatçılar olduğunu belirten Ertürk; Abidin Dino, Nizamettin Nazif, Suat Derviş gibi bazı isimleri de örnek olarak aktardı. Kendi projesinin amacının da bu yazarların sürgün ve edebiyat yolculuklarının izlerini sürmek ve bu yolla da Sovyetler Birliği edebiyatının Rusya anakarası dışında etki ettiği yerler/isimler/edebiyatçılar üzerinden de anlaşılabileceği alternatif bir yaklaşım sunmak olduğunu belirtti. Bu yazar ve şairlerin yalnızca Türk edebiyatının parçası değil aynı zamanda Sovyet edebiyatının da parçası olarak görülebileceğini söyleyen Ertürk, kalıplaşmış Doğu-Batı karşılaştırma modellerinin ve ulusal edebiyatın sınırlarının dışında düşünmek gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin de bu açıdan Sovyetler Birliği edebiyatının anlaşılabileceği önemli mekânlardan biri olduğunu belirtti. 

“1920 senesinin Osmanlı ve Rusya’daki ortak ruhu Türkiye’nin Sovyetler Edebiyatındaki yerini anlamamıza katkı sağlayacaktır” 

Dünya edebiyatı kuramının Sovyet çalışmalarına fazlasıyla etkisi olduğunu ama kimi zaman dünya edebiyatı ile ilgili çalışmalarda Sovyet edebiyatının ihmal edildiğini belirten Ertürk, Sovyet edebiyatçı eleştirmenlerin çalışmalarından bize ilham kaynağı olabilecek bazı teorik yaklaşımları örneklendirdi. Ertürk, Gorki’nin yürüttüğü dünya edebiyatı projesini ve Stalin döneminde bunun evrilişini inceleyen çalışmaların bulunduğunu, bunun haricinde bir başka kolda ise Bolşevik devrimininin Rusya dışında yarattığı kültürel yapıları inceleyen çalışmaların bulunduğunu vurguladı. Bu çalışmalardan “müşterek edebi alan” kavramını alan Ertürk bu kavram aracılığıyla Sovyetler’in dış doğu alanlarındaki yerel dinamiklere bakarak da “Sovyet edebiyat cumhuriyeti”nin anlaşılabileceğini vurguladı.

Osmanlı ve Rusya’nın 1920 senesinin ruhu içerisinde benzer bir dönemi yaşadıklarını belirten Ertürk bu hareketli dönemde Bolşevik ve Anadolu İhtilalleri arasındaki benzerlikleri vurguladı. Ertürk, bu benzer dönemsel bağlamdaki metinleri incelemenin aynı zamanda Türkiye’nin Sovyetler edebiyatındaki yerini anlamamızı da sağlayabileceğinin altını çizdi. 

“Valâ Nureddin Sovyet Edebiyat Cumhuriyeti’nin iki savaş arası döneminde önemli bir yerel aktördür” 

Konuşmasının teorik arkaplanını ve tarihsel bağlamını açıklamasının ardından Valâ Nureddin’e odaklanan Ertürk, onun edebi mirasını yalnızca Nâzım Hikmet biyografisi üzerinden değerlendirmenin hatalı olacağını vurguladı. Valâ’nın Sovyet Edebiyat Cumhuriyeti’nin iki savaş arası döneminde önemli bir yerel aktör olduğunu ifade eden Ertürk Baltacı ile Katerina romanının bu anlamda özgün bir eser olduğunu ve Osmanlı ve Rus emperyal egemenliğinin çöküşünü “cinsel devrim” olarak temsil ettiğini, içinde çelişkiler de barındıran belli bir sol ahlak kavramını inşa ettiğini söyledi. Ertürk, Valâ’nın yazdıklarının hem tematik hem de biçimsel anlamda ayrıksı taraflarının tam da müşterek edebi alanın homojenize edilmiş tekil sunumunun dışında olmasıyla çeşitliliği ve indirgenemezliği vurgulayan tarafları olduğunu, bunun da Sovyet edebiyatına yönelik mevcut yaklaşımların ötesine geçmesinin kıymetli olduğunu söyledi.

“Valâ Nureddin’in metinleri hem Türk hem de Sovyet edebiyatının ortak alanlarını anlamamız için kritiktir” 

Valâ’nın, dönemin cinsellik söylemlerini hedef alan müstehcen eserler yazdığını belirten Ertürk; Baltacı ile Katerina‘nın hem Türk hem de Sovyet edebiyatında devrimci ve yıkıcı nitelikler içerdiğini belirtti. Valâ’nın metinlerinin yakın okumasını yapan Ertürk, onun metinlerinin sınıf meselesi dışında cinsiyet ve toplumsal cinsiyet meselesini temsil etmesinin önemli olduğunu vurguladı ve tam da bu bakımdan bir edebi alanı anlamak için yalnızca merkezdeki kurumlara değil çevredeki yerel aktörlere de bakmanın gerekli olduğunu belirtti. Valâ’nın hem Türk hem de Sovyet edebiyatının ortak alanını anlamamız için kritik olduğunu söyleyen Ertürk, içerdiği çelişkilere rağmen Valâ’nın metinlerinin konuşmasının başında bahsettiği dolanık devrimlerin edebi mirasını anlamamız için iyi bir araç olabileceğini söyleyerek sözlerini sonlandırdı.

“Anadolu ve Rus İhtilâli Gölgesinde Vâlâ Nureddin” başlıklı konuşma, dinleyenlerin aktif katılımı, soru ve katkılarıyla sona erdi.

25 Haziran 2021